Logo de Turquie Européenne
Accueil > Revue de presse > Archives 2005 > 06 - Articles de juin 2005 > Notre problème est d’atteindre les standards de l’UE.

Notre problème est d’atteindre les standards de l’UE.

dimanche 5 juin 2005, par Mehmet. M. Yilmaz

Milliyet - 01.06.2005
Traduit par Deniz Yücel Sylvestre - Turquie Européenne

Les résultats du referendum en France ont été interprétés suivant les appartenances politiques. Ce qui est oublié c’est que les effets des résultats du referendum sont secondaires.

Ce referendum est lié à la Constitution, il n’a rien à voir directement avec ceux qui attendent devant la porte comme nous.

Ce n’est pas une négociation.

Le début des discussions avec la Turquie au sujet de l’adhésion, en décembre dernier, est une décision des leaders des 25 pays membres de l’UE.
C’est pour cela que « les discussions » auront lieu officiellement le 3 Octobre. Même si nous les nommons « les négociations », ce qui va se passer ne sont pas des « négociation ».
« Négociation » veut dire discuter face à face et arriver à un compromis...
Sous cet angle la période qu’on va traverser n’est pas une période de négociations. Nous ne pourrons pas dire « tel point de votre législation ne nous convient pas, faisons ainsi » Ce que nous ferrons c’est de veiller à ce que notre pays s’adapte à la législation que l’UE a construite depuis des années.

Impossible en 5 ans !

Les discussions se fera parties après parties, pour chaque partie quand on constatera que la Turquie a réalisé son adaptation on passera une autre partie.
En Turquie, un groupe des gens imaginatifs croit que cette période sera très courte. Pour eux 10 ans c’est très long, et parmi eux il y a en a même ce qui disent 5 ans...On oublie que pour les pays qui avaient des conditions plus favorables, les discussions ont duré longtemps.

La Turquie vit des problèmes sérieux avec son agriculture, l’éducation, les conditions de vie en provinces, la démocratie. Appliquer tout de suite la législation de l’UE est impossible même si le parlement travaille jour et nuit pendant 5 ans. Parce que le problème n’est pas seulement d’accepter la législation. Il faut créer les conditions économiques et sociales pour l’appliquer.
Ca est une vérité.

Un pays tout à fait différent...

Nous avons devant nous une chemin très long et les sujets comme « constitution commune » et « politique commune » ne pourront venir sur notre agenda seulement lorsque nous serons au bout de cette route.
D’autre part il y a une autre vérité. La Turquie, avec ses 70 millions d’habitants, ses ressources naturelles, son potentiel en ressources humaines et son économie dynamique, à la fin des discussions, dans 15 ans par exemple, sera un pays tout à fait différent. Terminer les discussions, fermer les dossiers les uns après les autres, signifie que les contraintes pour le développement de notre économie seront levées, le développement de notre démocratie, de notre système juridique, avancera sans retard et sans lenteur, la structure de notre population en général ne sera plus différente de celle d’un état membre de l’UE (sous l’aspect éducation, santé etc.).
On ne peut pas prévoir, en prenant compte des oppositions actuelles, si une Turquie devenue un pouvoir économique et politique va prendre sa place ou non dans l’UE.

Ce qu’on néglige, c’est qu’une telle Turquie, peut-être, ne voudra plus prendre place dans une telle communauté politique.
Mais, jusqu’à jour, ce que nous devrons faire, c’est devoir travailler pour amener la Turquie aux standards de l’UE.

On veut empêcher le développement politique et économique avec une opposition qui dit « de toute façon ils ne vont pas nous accepter ». C’est pour cela que l’on veut montrer la crise politique actuelle de l’UE comme le problème de la Turquie.

Article Original :

Bizim sorunumuz önce AB standartlarına ulaşmak

Fransa’daki referandum sonucunun Türkiye’de algılanma biçimi, doğal olarak herkesin siyasi meşrebine göre oldu.
Unutulan şu ki, Türkiye açısından referandum sonuçlarının yaratabileceği etkiler şu aşamada ikincil derecede önem taşıyor.
Fransa’da yapılan oylama, sonuç olarak ortak bir Avrupa Anayasası’nın yürürlüğe girmesiyle ilgili ve bizim gibi kapının önünde bekleyenlerle şimdilik doğrudan bir alakası yok.

Bu müzakere değil
Geçtiğimiz yılın aralık ayında Türkiye ile tam üyelik görüşmelerinin başlaması, AB üyesi 25 ülkenin liderleri tarafından ortaklaşa kararlaştırıldı.
Bu nedenle 3 Ekim’de « görüşmeler » resmen başlayacak..
Ve biz bunun adına her ne kadar « müzakere » de desek, yapılacak şey bir « müzakere » değil.
« Müzakere » kavramı, tanımı gereği karşılıklı tartışmayı ve bir ortak noktada uzlaşmayı içeriyor..
Bu açıdan geçireceğimiz süreç bir « müzakere » süreci olmayacak.
« Mevzuatınızın şu bölümü bize uymaz, biz onu şöyle yapalım » diyemeyeceğiz.
Yapılacak olan iş, Avrupa Birliği’nin bunca yıldır oluşturduğu mevzuata, koşullara Türkiye’nin uyumunu sağlamak.

5 yılda imkânsız !
Bölüm bölüm yapılacak görüşmelerde, her bir bölümde Türkiye’nin tam uyumu gerçekleştirdiği saptandığında bu Birlik tarafından teyit edilecek ve yeni bir bölüme geçilecek.
Türkiye’de hayalci diyebileceğimiz bir grup insan, bu sürecin çok kısa sürede tamamlanabileceğine inanıyor.
10 yıl da çok geliyor, 5 yılda biter diyenler bile var..
Koşulları Türkiye’den daha uygun birçok ülkeyle görüşme sürecinin bile çok uzun sürdüğü gerçeği unutuluyor..
Türkiye, tarımından eğitimine, kırsal yaşam koşullarından, demokrasisine kadar birçok alanda ciddi problemler yaşıyor.
AB mevzuatının bir anda yaşama geçirilmesi, TBMM geceli gündüzlü 5 yıl aralıksız çalışsa bile mümkün değil, çünkü sorun sadece mevzuatı kabul etmekle bitmiyor. Bu mevzuatın uygulanabileceği toplumsal ve ekonomik koşulların da oluşması gerekiyor.
Bu bir gerçek.

Bambaşka bir ülke..
Önümüzde çok uzun bir yol var ve bugün Avrupa’nın tartışmakta olduğu « ortak Anayasa », « siyasal birlik » gibi konular gündemimize ancak bu yol tamamlandığında girebilir.
Öte yandan bir başka gerçek daha var : Türkiye, 70 milyonluk nüfusu, doğal kaynakları, insan kaynağı potansiyeli ve diri ekonomisiyle örneğin 15 yıl sonra görüşmeler tamamlandığında bambaşka bir ülke olacak.
Görüşmelerin tamamlanıp açılan dosyaların tek tek kapatılması demek, ekonomik gelişmemizin önündeki bugünkü engellerin kalkması, demokrasimizin gelişmesi, hukuk düzenimizin aksaksız ve gecikmesiz yürüyor olabilmesi, nüfusumuzun genel yapısının (eğitim, sağlık gibi konular açısından) AB üyesi ülkelerden farklı olmaması demek..
Öyle bir Türkiye’nin, ciddi ekonomik ve siyasi bir güç olarak AB içinde yer alıp alamayacağı da bugünkü tartışmalara ve itirazlara bakılarak öngörülebilecek bir şey değil.

Nedeni şu ki..
İhmal edilen şu ki, öyle bir Türkiye, belki de kendisi öyle bir siyasi birlik içinde yer almak istemeyebilir.
Ancak o güne kadar yapmamız gereken şey, kendimizi AB standartlarında bir ülke haline getirmeye çalışmaktır.
« Nasıl olsa bizi AB’ye almayacaklar » itirazı, Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve demokratik gelişiminin önünde bir engel haline getirilmek isteniyor.
AB’nin bugün yaşadığı siyasi krizin, kafa karıştıracak biçimde Türkiye’nin sorunuymuş gibi gösterilmek istenmesinin nedeni budur.

Télécharger au format PDFTélécharger le texte de l'article au format PDF

SPIP | squelette | | Plan du site | Suivre la vie du site RSS 2.0